İSLAM
 
  ANA SAYFA
  ALLAH C.C 99 İSMİ
  Kabe
  HZ.MUHAMMED(S.A.V)
  Tillo Bölümü
  EVLİYALAR
  Rüya Tabirleri
  Ayet,Hadis,Dua
  Kuran Öğreniyorum
  Kuran-ı Kerim Dinle
  Kuran-ı Kerim Meali
  Abdulbasit Abdussamet
  NAMAZIN FAYDALARI VE ŞEYTAN
  Namaz Sureleri
  İLAHİLER
  İlahiler
  EŞREF ZİYA İLAHİLER
  İslami Radyo
  MUSTAFA CİHAT İLAHİLER
  Dünya'dan Haberler
  Dini Bilgiler
  Dini Haberler
  Bayram mesajları
  Güzel Sözler
  Güzel Konuşma ve Etkili İletişim
  WEBSİTENİZDEN BEDAVA PARAMI!!!
  Sesli ve Resimli Namaz Rehberi
  Beş Vakit Namazın Kılınış Tabloları
  ÇOCUK BÖLÜMÜ
  İlahi İndir
  Çocuklar İçin
  İslam
  E-Kart
  MULTİMEDYA
  Makaleler
  BİLGİ YARIŞMASI
  40 Ambar Tv
NAMAZIN FAYDALARI VE ŞEYTAN

Namazın Faydaları


Namazın Faydaları

Sağlık açısından namazın hikmetleri
İbadetlerin bir hedefi de,insanı ruhen ve bedenen sağlam tutmak,ruhi ve bedeni hastalıklara karşı korumak;hatta malının sağlığını bile korumaktır.Çünkü namaz gibi ibadet ve yıkanmayı Ön şart kabul etmekle beden temizliğine,özellikle namaz,oruç ve hac insanın ruhi temizliğe vasıtasıdır.

Genelde bazı hastalıklar vardır ki,sebebi mikrobiktir,insanın cismine arız olur.Bazı hastalıklar da vardır ki,sebebi mikrobik değildir,yani ruhidir,insanın ruhi fonksiyonlarına ve yaşantısına arız olur.Fakat bununla beraber arasında kesin bir kategorik bir ayrım olmadığından ,bedeni bir hastalık,bazen ruhi yaşantıyı da hasta ettiği gibi,ruhi bir hastalık bazen bedeni de etkileyebilir.O halde tam sağlıklı bir kişilik için hem bedeni hem de ruhu dengeli bir şekilde sağlıklı tutmak gerekir.İslam,namaz ve diğer ibadet sistemiyle her türlü hastalığa karşı hem koruyucu bir hekimlik ,hem de iyileştirici etkin bir ilaçtır.

Namaz bütün erkanıyla 'ı hatırlama ve zikretmektir.Allah'ı zikretmek olan namaz,insanın bedenine,hem de ruhuna şifadır.Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:”Onlar inanmışlar,kalbleri Allah'ı zikirle huzura kavuşur.”(Ra'd Suresi:28)Yine:”Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir,sonra hem derileri,hem de kalbleri Allah'ın zikriyle yumuşar ve yatışır.”(Zümer Suresi:23) Bir hadis-i şerifte,”Namazda şifa vardır.”(Ahmed ibn.-i Hanbel:2/390) buyurulur.

Namazı yalnız bir beden eğitimi gibi gören bazı yanlış anlayışlara cevap olarak,şunları söyleye biliriz Beş vakit namazda 40 rek'at ve 80 secde var.Her gün kaç Jimnastikçi bu kadar hareket yapar Namaz yavaş yavaş kılınır.Kalp yorulmaz.

Namaz günde beş ayrı vakitte kılınır.Kaç jimnastikçi günde beş defa ayrı ayrı zamanlarda beden eğitimi hareketi yapar?Yolculuk yaparken bile namaz terk edilmez.

Namaz ömrünün sonuna kadar farzdır.Ömrünün sonuna kadar kaç jimnastikçi beden eğitimi hareketlerini sürdürür?

Namaz kılmak için abdest almak şarttır.Bazı durumlarda boy abdesti gerekir.Halbuki jimnastik yapmak için böyle bir mecburiyet yoktur.

Sabah namazı 4 rek'at,öğle 10,ikindi 8,akşam 5,yatsı 13rek'at.Hepsi kırk rek'at.Her rek'atta 2 defe secdeye giden mü'min günde 80 defa yatar kalkar.Hiçbir jimnastikçi günde seksen defa muntazam bu hareketi yapamaz.Bu jimnastikçiler o da yalnız sabahları olmak şartıyla günde yirmi veya otuz defa hareket ederler.Yaptıkları hareketler hızlı olduğundan çoğu kez kalblerini yorarlar,hareketinden sonra yorgun düşerler.Bütün gün de hareket etmediklerinden vücutlarında kalori toplanmasının,yağlanmanın önüne geçemezler.Namazda ise hareketler yavaştır.Bu hareketler Kalbi yormaz,günün değişik saatlerinde olduğu için insanı devamlı dinç tutar.Yağlanmaya ve kalori depolanmasına mâni olur.

İnsan hayatında kanın yeri büyüktür.Kalp,kanı vücudun en ücra yerlerine kadar ulaştırmak üzere pompalar Kalbin bu işi yapabilmesi için daima olarak dinç olması gerekir.Bir de bu kan gönderme işinde kalbe yardımcı olunabilmesi için,o hücrenin kanile iyice sulanması veyahut kanlanması gerekmektedir.Nasıl bir bahçıvan sebzelerin iyice yetişmesi için bahçeyi her zaman sulaması gerekirse,dokulardaki kan dolaşımı,yani hücrelerin iyice kanla sulanması gerekmektedir.

Namaz kılanların gözleri 80 defa yere eğildiklerinden daha kuvvetli kan devranına malik olur.Göz tansiyonunda artma olmaz ve ön kameradaki sıvının devamlı değişmesi temin edilmiş olur.Glokom ve buna benzer vahim göz hastalıklarının namaz kılanlarda daha az görülmesi bu yüzdendir.

Namaz kılan insanların gerek kalça,gerek diz ve gerekse ayak bileği ve kol omuzu,dirsek ve el bileği eklemleri de devamlı işleyen bir makine gibi olduğundan,eklemlerde meydana gelecek bütün romatizma hastalıklarından,dejeneratif hastalıklardan salim oldukları gün apaçık ortadadır.Zaten bu hastalıklar İslam dini ile yakından uzaktan alakası olmayan Hıristiyanlarda ve namaz kılmayan insanlarda daha fazla görülürler.Bu eklem hastalıklarından insanı koruması bile namazın en iyi taraflarından birini teşkil eder.

Beden ve ruh sağlığı açısından namaz
Göz merceklerinin dinlenebildiği en rahat mesafe bir buçuk metreye bakmaktır.Göz merceklerimiz ancak kasılmadan bu mesafeyi gördüğü zaman rahatlar.Namaz kılan,secde yerine baktığında göz mercekleri dinlenmektedir.günde kırk rek'at hesabı ile bu dinlenme takriben bir saat tutar ki,bu nimet göz için bulunmaz bir sağlık reçetesidir.

Vücudun en çok zahmet çeken organları eklemlerdir.Bunların tümü namaz motifi içinde yıpranmışlıklarını giderir,tam sağlığa kavuşur.Namaz dışında hiçbir hareket rejimi eklemlere böyle bir sağlık sağlamaz.

Ayrıca namazın ibadet disiplini içinde devamlılığı eklemlerdeki bu huzuru ömrün sonuna kadar götürür.

Kalbin çalışmasında ve duygusal sistemle ilgisinde fevkalade önemli özelliği,elektromanyetik eksenleridir.Namaz hareketleri sırasında bu eksenler en ideal çizgilere gelir.Özellikle sağlıklı kişilerin günlük elektromanyetik etkiler sonucu göğüs nahiyesinde hissettikleri huzursuzluklara namaz kılanlarda hemen hemen hiç rastlanmaz.

Namazın ruhi yapımıza getirdiği rahatlamalar
Hiç değilse günde kırk rek'at namazda bir saat dünya telaşının hırçın etkilerinden uzaklaşırız.

Namaz kılanlar namazlarını devam ettirebilmek için,ayet-i kerimenin de emrettiği gibi,aşırılıklardan,dolayısıyla şerlerden uzak kalır.İhtiras ve buna bağlı streslerden de büyük ölçüde kurtulur.

Namaz kılanlarda tevekkül duygusu otomatik olarak gelişir.Ruh hastalıklarında büyük etkisi olan vesvese böylece tahrip imkanı bulamaz.Şüphesiz şeklen de olsa namaz

kılanlar imanın hiç değilse en yüzeyde taktikçisi olduğundan,ruhi yapılarında birbirine zıt kargaşalar yerine sentezini bulmuş rahatlıklar vardır.

NAMAZ VE RUH EĞİTİMİ
Şüphesiz namaz ancak ağırbaşlılık,alçakgönüllülük,yalvarma,yakarma,ve pişmanlık duymadır.Elini kor Allah'ım! Allah'ım! Dersin.kim böyle yapmazsa o bir eksiklik yapmıştır.

Namaz mü'mini ruhen yücelten,onu maddi,manevi kir ve paslardan arındıran fahşâ ve münkerden alıkoyan nefsin ve şeytanın esaretinden kurtaran,kibir,gurur ve bencillik gibi hastalıkları tedavi eden,vakar ve tevazu duygularını artıran mükemmel bir ibadettir.

Namaz mü'mini Allah katına yükseltip O'na kavuşturan bir mi'râcdır.

Namaz gönülleri ferahlatan,ruhları aydınlatan şifadır.

Namaz fani ve fena olan şu dünyadan,ebedi olan ilahi aleme açılan bir penceredir.

Namaz mü'mini gerçek özgürlüğüne kavuşturan ruhi bir inkılaptır.

Namaz ömür boyu,her türlü hal ve ortamda sürekli devam eden bir sabır eğitimidir.

Namaz günlük hayatın akışını beş kez durdurup düzenleyen,vakti en verimli ve en yararlı bir biçimde kullanmayı sağlayan bir nizamnamesidir.

Namaz mü'minin günlük faaliyetleri hakkında düzenli olarak Rabb'ine hesap vermesini sağlayan bir otokontrol mekanizmasıdır.

Namaz dua,zikir,tevbe,istiğfar,şükür,hamd,tesbih,t enzih gibi ögeleriyle Mü'mini manen eğiten ve olgunlaştıran bir ibadetler bütünüdür.

Namaz Kötülüklerden Arındırır
Namazın,bir mü'minin hayatındaki en önemli etkisi;onu çirkin fena ve kötü olan şeylerden Nâhoş ve yüz kızartıcı davranışlardan uzak tutmasıdır.

Muhakkak namaz,kötü ve iğrenç şeylerden vazgeçiricidir.(Ankebût:45)

Yalnızca Allah için namaz kılan bir mü'min,Allah'ın haram kıldığı ve münker saydığı şeylerden uzak durmaya ve onlara yaklaşmamaya çalışacaktır.Çünkü namazda bu tür olumsuzlukları bağdaştırmak mümkün değildir;ateşle barutu bir arada tutmak nasıl imkansızsa,namazla fahşâ ve münkerin arasını telif etmek de öylesine imkansızdır.Namaz kılan bir kimse,en azından namaz kıldığı süre içinde bu tür kötülük ve çirkinliklerden uzak kalacak demektir.Bu da,fahşâ ve münkeri tamamen terk etmek için ilk adım sayılır.

Namaz,mü'minin,o ana dek işlediği hata ve günahların farkına varması,bunlardan dolayı tevbe ve istiğfarda bulunması için ele geçmez bir fırsattır.Böylece,kendi kendini hesaba çekecek,Rabb'inden af ve bağışlanma dileyecektir:

Rabb'imiz! Bizim günahlarımızı bağışla,kötülüklerimizi ört ve birr (iyilik ve ihsan) sahipleriyle beraber canımızı al! (Âl-i İmrân:193).

Namaz kılan mü'min,bir yandan namazını mükemmel hale getirmeye çalışırken,öte yandan da salih amellerde,iyilik ve ihsanlarda bulunarak kötülüklerini örtmeye çalışacaktır:

Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl;çünkü iyilikler (hasenât),kötülükleri giderir.Bu,ibret alanlara bir öğüttür.(Hûd:114)

Rasüllah-sallallâhu aleyhi ve sellem-de,namazın günahlara bir keffaret olduğu ve onları yıkayıp temizlediğini ifade buyurmaktadır:

Hiçbir kimse yoktur ki,abdest alsın ve abdestini güzel yapsın.Sonra namazı kılsın da,o abdest ile kıldığı namazı takip edecek namaz arasındaki günahları onun için mağfiret olunmasın.

Bir keresinde Nebi-aleyhisselem
“Beş vakit namaz kılan,evinin önünde bol miktarda akan tatlı bir suya günde beş defa dalıp yıkanan gibidir.Bu adamda kir namına bir şey kalır mı?”dedi.

Hayır bir şey kalamaz dediler
Rasûlüllah,”Suyun kiri giderdiği gibi,beş vakit namaz da günahları yok eder.”buyurdu.

Namaz,insandaki birtakım olumsuz özellikleri yıkayıp temizlemekle kalmaz.ayrıca ona olumlu ve güzel nitelikler kazandırır:

Namaz mü'mini birr,takva ve ihsan sahibi yapar.Onu sabırlı,olgun,ağırbaşlı ve alçakgönüllü bir insan haline getirir.

Namaz Sabır Eğitimidir
Ey iman edenler! Sabırla ve namazla yardım dileyin! Şüphesiz bu huşû duyanlardan başkasına ağır gelir.(bakara:45).

Ey iman edenler!Sabırla ve namazla yardım dileyin! Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.(Bakara.153)

Bu âyetlerde sabır ve namaz birlikte zikredilmekte ve böylece bu iki kavram arasındaki sıkı bağlantıya işaret edilmektedir.Gerçekten sabır ve namaz,davetçi mü'minin en belirgin iki hasleti olmalıdır.

Bu konuda şehid Üstad Seyyid Kutub'un yorumuna kulak verelim
“Kur'anda sabır tekrar tekrar zikredilir zira Allahu zü'l-Celal,insanların bunca nefsani arzu ve isteklerin baskısı altında doğru istikamette yürümelerinin zorluğunu,bunca çekişmekler içinde ve engeller karşısında hak davasını hakim kılmanın azametini,fertlerin gerilen asabları,iç ve dış düşmanlara karşı bütün yardımcı kuvvetleri uyanık tutmanın zorluğunu çok iyi biliyor ve o yüzden bunlara karşı sabırlı olmayı emrediyor.

“Allah'ın emirlerine karşı sabır!..Hakka karşı gelenlerle cihad etmek için sabır .Zaferin gecikmesine karşı sabır!..Batılın çığırtkanlığına ve yayılışına karşı sabır... Nefsin süfli arzularına karşı sabır...İnsanların inatçılığına ve sapıklığa meyline karşı sabır...

“Eğer meydanda tayin edilmiş bir müddet,iyi hazırlanmış bir yol azığı yoksa,zaman uzayıp zorluklar artınca sabır azalır veya tükenir.Bunun için yüce Allah Kur'an'da sabırlı namazı aynı paralelde zikrediyor.Namaz;kurumayan bir kaynak ve hazinedir.Sabır ipi yalnız namazla uzar ve namazla olduğu müddetçe kopmaz.Namaz,sabra Allah rızasını,tatlı yüzü,iç huzuru,güveni ve yakîni ekler.

“Karşılaşılan iş,insanoğlunu zayıf takatini aşınca,mutlaka o büyük varlıktan yardım dilemek mecburiyetindedir.Nefsani arzuları yenmenin,hak yolda azimle yürümenin ve zulümle cihad etmenin zorlaştığı zamanlarda insanoğlunun o ezeli ve edebi güce sarılmaktan (namazla yardım dilemekten) başka çaresi yoktur.Şu sınırlı ve fani hayatta yollar uzayıp şiddetler artar,hedefe bakınca henüz ön belirtilere bile rastlamadığı ve ömrün zevale doğru yöneldiğini gördüğü zamanlarda elbette o bitmez ve tükenmez.İlahi kuvvete (namaza) sarılmak mecburiyetini duyar.Şer hareketlerinin yayıldığı,hayırlı faaliyetlerin gizlendiği,ufukta ışık belirtilerinin görülmediği,yolda işaretlere rastlanmadığı zamanlarda,elbette yöneliş yalnız O'na olacaktır.

“İşte bu gibi dar zamanlarda namazın gerçek hüviyeti ortaya çıkar.Namaz bir zerrecik damlayla bitmez tükenmez derya arasında buluşma yeri ve zamanıdır.Namaz;fani olan şu insanoğlunun,bu daracık kara parçasının sahasında uçup kainatı kuşatan ilahi kudretin sahasına süzülüşüdür.Namaz;kızgın çöl güneşinin altında serin bir Ağaç gölgesi gibidir.Namaz;üzgün ve yorgun gönüllerin,şefkatli bir el tarafından okşanışıdır.Bunun için Rasûllah-sallalahu aleyhi ve sellem-,zorluklarla karşılaştığı,işinin çok olduğu yorgun zamanlarda,gönlünü ilahi haşyetin derinliklerine bırakmak için,'Bizi ona (namaza) çağır ya Bilal!' derdi”

Namaz Huzur ve Sükun Kaynağıdır
Namaz,müminler için bir sığınak ve şifadır;rahatlama ve ilahi huzura kavuşma vesilesidir.

Mü'min,günde beş kez abdest alarak yıkanıp temizlenir,ayıpları örtüp kapatır,yüzünü kıbleye,kalbini de Allah'a yöneltir,dünyevi endişe ve kaygıları bir kenara bırakır,şeytani vesveseleri terk eder,bütün vücudu ve uzuvları ile Allah'a teslim olup huşû ve hudû içinde tekbir alır ve namaza koyulur.Kendi basit dünyasından kurtulup sıyrılır ve ilahi aleme dalar.Rabb'ine münacaat eder,yalvarır yakarır,pişmanlığını ifade eder.Halik-ı zü'l-Celal'le hasbihal eder.O'nun mübarek kelamını terennüm ederek,ayetlerin mana derinliklerinde kaybolur.Saygıyla ayakta durur,eğilip rüku eder,secdeye kapanır,doğrulur,tekrar secde eder;böylece kıyam rüku ve sücudu tekrarlar durur.Oturur,dua ve niyazda bulunur,tevbe ve istiğfar eder.Nihayet bu ulvi miracını selamla noktalar.

Böylece stresten patlayacak hale gelen,sıkıntı ve bunalımlarla kararan mustarip gönüller hafifleyip ferahlar ve sükunet bulur.Böyle bir namaz huşû duyan mü'minler için bir zevk ve neşe kaynağıdır.Namaza üşene üşene kalkan,imanları zulüm katan ve gösteriş için namaz kılanlara ağır gelir ve bir yük olur.

İki yüzlüler,Allah'ı aldatmaya çalışırlar.Oysa O,onların aldatmalarını kendilerine çevirir.Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar,insanlara gösteriş yaparlar,Allah'ı pek az anarlar.(Nisâ:142)

Şeytanın Özellikleri


Şeytan her insanın hayatı boyunca binlerce defa karşılaşacağı en büyük düşmanıdır. Düşmandır çünkü, insan yüzünden katındaki makamını kaybetmiştir. Yeryüzünde bulunmasının tek nedeni de insanları saptırmak için Allah'tan aldığı izindir. Kıyamete kadar, bu izin doğrultusunda olabildiği kadar çok insanı cehennem ateşine sürükleyecek, bunu başarmak için her türlü yolu deneyecektir. Bu amaçla şeytan, insanları her an gözler (Araf Suresi, 27), insana zarar verecek planlar ve oyunlar hazırlar.Çoğu insan şeytanın ne kadar büyük bir tehlike olduğunun farkında bile değildir. Şeytan bu insanların mantığına göre, uzak, hatta hayali bir varlıktır. Onlara göre yalnızca çok büyük kötülükleri yapan, vahşi, cani kimseler şeytana uyarlar. Kendilerini ve kendileri gibi normal insanları zaten temiz kalpli görürler. Ancak arada yapılan ufak tefek hatalar için "şeytana uydum" denir.

Oysa bu gaflet, insanın hayatı boyunca yapabileceği en büyük hatalardan biridir. Çünkü şeytan —iman eden küçük bir grup dışında— insanların tamamına yakınını kendi kontrolü altına almıştır. Bu insanlar farkında olmadan en büyük düşmanları olan şeytanın istediği hayatı yaşar ve onun peşinden cehenneme giderler. Oysa insanların yapması gereken, şeytanı çok iyi tanımak ve onu düşman edinmektir. Allah bunu insanlara Fatır Suresi'nde emretmiştir:

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin... (Fatır Suresi, 6)

Şeytanın farkına varmak, onu bir düşman olarak kavramak insanı kurtuluşa götüren adımlardan biridir. Bunun için öncelikle şeytanın özelliklerini, daha sonra da kullandığı taktikleri bilmek gerekir. Birçok Kuran ayetinde ayrıntılı olarak tarif edilen bu özellikler aşağıda ana başlıklar altında sıralanmıştır.

Sinsi ve Yalancıdır
Şeytan, insanları doğru yoldan alıkoyabilmek için öncelikle gerçekleri örter. Bunun en geçerli yolu ise sinsice yalan söyleyerek insanları kandırmaktır. Yalan yoluyla, sahte ve boş vaadler vererek insanları kendi tarafına çekmeye çalışır. Daha iyi bir sosyal statü, daha çok para, daha çok cinsellik, daha rahat bir hayat, hatta ahirette daha üstün bir konum bile vaad eder. Ancak yalan söylediğini ve boş vaadlerde bulunduğunu ahirette kendisi itiraf edecektir:

İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan vaadi vaadetti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim…(İbrahim Suresi, 22)

Fakat bu itiraf ancak dünya hayatı sona erdikten sonra, şeytan ve dostları kıyamet günü haşredildikleri zaman gerçekleşir. Elbette bu gerçeği öğrenmek şeytanın dostlarına hiçbir fayda sağlamaz. Hepsi tarih boyu şeytana tabi olan diğer insanlarla beraber cehenneme girerler.

İtaatten Çıkmış, Saygısız ve Nankördür
Şeytan kendisini yoktan var eden ve sahip olduğu bütün özellikleri veren Allah'a karşı büyük bir nankörlük içindedir. (İsra Suresi, 27) Bu nankörlük ve kendini bilmezlik içinde kendi yaratıcısına başkaldırmış ve itaatten çıkmıştır.

Azgın ve Kaypaktır
Şeytanın dikkat çekilen bir başka özelliği de hem azgın, hem de kaypak (Hac Suresi, 3) oluşudur.

İtaatten Düzeni İnanlar İçin Çok Zayıftır
Şeytanın iman edenlere karşı kurduğu tuzaklar ve hileli düzenler dıştan bakıldığında güçlü gibi gözükse de bu aslında bir aldanıştır. Çünkü gerçekte şeytanın hileli düzeni zayıftır ve yıkılmaya mahkumdur:

İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar, öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76)

Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter
Şeytanın insan üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktur. O yalnızca insanları davet eder. Bu davete uyan insanın kendisidir. Yani insan bir vicdansızlık yaptığında, bunun sorumluluğunu şeytana yükleyip bırakamaz. Asıl kınaması gereken şeytana uyan nefsidir. Şeytan bu gerçeği ahirette kendisini suçlayan inkarcılara karşı şöyle bildirecektir:

...Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. (İbrahim Suresi, 22)

İnsanların Düşmanıdır
Şeytan'ın insanın başdüşmanı olduğu birçok ayette belirtilmiştir. (En'am Suresi 142, Kehf Suresi 50, Yasin Suresi 60) Çünkü şeytanın insana vermek istediği zarar, yeryüzünde hiç kimsenin veremeyeceği kadar büyüktür. Şeytan insanın cehennemde sonsuza kadar yanmasını ister. Bu sebeple de insanın en büyük düşmanıdır. Bu gerçek ayetlerde bildirilmektedir:

Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 168) Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. (Yusuf Suresi, 5)

İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur
Varlığını insana zarar ve sıkıntı vermeye adamış olan şeytan, insanlar için hiçbir hayır ve iyilik sahibi değildir. Şeytanın bu özelliği ayetlerde de "her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş" (Nisa Suresi, 117) olarak bildirilmiştir.

İnsanlar Üzerinde Bir Pisliktir
Şeytanın insan üzerindeki etkisi, Kuran'da "pislik" olarak tanımlanır:
...Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. (Enfal Suresi, 11)

Allah Katından Kovulmuştur
Şeytan itaatsizliği ve nankörlüğü yüzünden Allah katından aşağılanarak ve horlanarak kovulmuştur. Zaten "şeytan" kelimesi de bizzat bu kovulmuşluk anlamını içermektedir. Şeytanın bu özelliği Al-i İmran Suresi 36, Tekvir Suresi 25 ve Hicr Suresi 17.

                                      
                        KUR'ÂN-I KERÎM ve HADÎS-İ ŞERÎFLER
İmâm-ı Rabbânî "kaddesallahü teâlâ sirrehül azîz" birinci cild, 217. ci mektûbunda buyuruyor ki, (Hiç yanlış olmıyan, güvenilecek, yalnız Kur'an-ı kerim ve hadis-i şeriflerdir. Çünki her ikisi de, elbette doğru olan, vahy ile bildirilmiştir. Yâni melek ile indirilmiştir. Âlimlerin söz birliği ve müctehidlerin ictihâdı da, bu iki doğru kaynaktan alınmıştır. İşte, islâmiyetin bu dört temeli dışında kalan bilgiler, her ne olursa olsun, bu dört esasa uygun ise, kabûl edilir. Uygun olmıyanlar, Evliyânın ilimleri, marifetleri, keşfleri olsa da, [fen adamı olarak geçinen, fen taklîdcilerinin, tecribe ve isbât edilmiş bilgiler arasına, bozuk düşünceleri ile karıştırdıkları, hipotez, teori bile olmıyan sözleri olsa da], kabûl olunmaz.)

 
(Berîka) kitabının doksandördüncü sayfasında buyuruyor ki, (Edille-i şer'ıyyenin dört olması müctehidler içindir. Mukallidler yâni dört mezhebden birinde olanlar için delîl, senet, bulunduğu mezheb reîsinin ictihâdı ve sözüdür. Çünki mukallidler, âyetten ve hadisden ahkâm çıkaramaz. Bunun içindir ki, mezheb imamının sözü, Nassa yâni âyete ve hadise uymuyor göründüğü zaman mezheb imamının sözüne uyulur. Çünki (Nass) ictihâd istiyebilir. Yâhud, başka nassla değişmesi, tevil edilmesi, yanlış birşey olması, nesh edilmiş olması mümkindir. Bunları da ancak müctehid anlıyabilir.)
 
AHİRET GÜNÜNE İMAN

 

Ahirete, yani, İsrafil adlı meleğin, ALLAH'ın emriyle kıyametin kopması için birinci defa sura üflemesiyle başlayacak olan ebedi hayata inanmak imanın şartlarından biridir. Ahirete inanmayan kimse KUR'AN Ayetlerini de inkar etmiş olacağından kafir olur, mümin ve müslüman sayılmaz.

 

" ... Kim ALLAH'ı, Meleklerini, Kitaplarını, Peygamberlerini ve Ahiret gününü inkar ederse, o derin bir sapıklığa düşmüştür." (Nisa Suresi,136) Ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.

 

Yukarıdaki Ayetten başka daha birçok Ayette, Ahirete iman, ALLAH'a imanla yan yana zikredilmiştir. Bu, Ahirete imanın, iman esasları arasındaki önemli yerini göstermektedir. İsrafil (a.s.), sura ikinci defa üfürdüğü zaman bütün insanlar diriltilecek, mahşerde toplanacak ve hesaba çekileceklerdir. Hesaptan sonra insanlar dünyadaki iman ve amel durumlarına göre cennetlik ve cehennemlik olanlar belirlenmiş olacaktır. Sonra şefaat gerçekleşecek ve ALLAH'ın dilediği günahkar müminler affedilecektir. Affa uğramayan günahkar müminlerle kafirler cehenneme girecekler. Günahkar müminler, günahları karşılığı kadar cehennemde kaldıktan sonra cennete girecekler; bundan sonra cennettekiler cennette, cehennemdekiler de cehennemde ebedi olarak kalacaklardır.

 

KUR'AN-I KERİM'in pek çok Ayetinde, dünya hayatının geçici, Ahiretin ise ebedi olduğu vurgulanmakta; insanların, dünyanın geçici zevklerine, aldatmacalarına kapılmamaları konusunda uyarılmakta; Ahiret mutluluğunun dünyadaki davranışlarla kazanılacağı bildirilmektedir. "Fakat siz (Ey İnsanlar), Ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz." (A'la Suresi, 16-17) "... Şüphesiz bu dünya hayatı geçici bir yararlanmadır. Ahiret ise, ebedi kalış yurdudur." (Mümin Suresi,39) Ayetleri bu konuda birer örnek olarak verilebilir.

 

 

 

T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Murathan Alınak'ın Notu : 3'üncü paragrafta belirtilen günahkar müminlerin günahları kadar cehennemde kalacakları, daha sonra cennete girecekleri ifadesine, KUR'AN-I KERİM Ayetlerinin doğrudan içeriğinden değil, bazı Ayetlerden çıkarılan anlamlar ve bazı hadisler doğrultusunda varılmıştır. Yani bu kesin bir hüküm değildir. Doğru bir hüküm de değildir. Zira 56'ncı Sure olan Vakıa Suresi Ahiret konusuna çok net açıklık getirmiştir. Bu Sureye göre Ahirette 3 topluluk vardır. Bunlar, Öncüler (iyilik yapmada ve imanda önde gidenler), Sağcılar (Amel defterleri sağ taraflarından verilenler, Müminler) ve solcular (Amel defterleri sol taraflarından verilenler, kafirler.) dır. Anlatmak yerine en iyisi Sureyi burada sunalım:

 

(Elmalılı M.Hamdi Yazır Meali)

 

VAKIA SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

1. Olacak vak'a oldugu zaman

 

2. Onun olusunu yalanlayacak kimse yoktur.

 

3. O, alçalticidir, yükselticidir.

 

4. Yer siddetle sarsildigi

 

5. Daglar serpildikçe serpildigi

 

6. Dagilip toz duman haline geldigi

 

7. Ve sizler üç sinif oldugunuz zaman

 

8. Sagin adamlari (var ya) ne mutludurlar onlar!

 

9. Solun adamlari ise ne ugursuzdurlar onlar!

 

10. Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.

 

11. Iste o yaklastirilanlar,

 

12. Nimet cennetlerindedirler.

 

13. Çogu önceki ümmetlerden,

 

14. Birazi da sonrakilerden.

 

15. (Onlar) cevherlerle islenmis tahtlar üzerindedirler.

 

16. Karsilikli olarak onlarin üzerinde yaslanirlar.

 

17. Çevrelerinde, ölümsüzlüge ulasmis gençler dolasirlar.

 

18. Kaynagindan doldurulmus, testiler, ibrikler ve kadehlerle.

 

19. Ondan ne baslari agritilir, ne de akillari giderilir.

 

20. Begendikleri meyvalar,

 

21. Canlarinin çektigi kus etleri,

 

22. Iri gözlü hûriler,

 

23. Sakli inciler gibi,

 

24. Yaptiklarina karsilik olarak verilir.

 

25. Orada bos bir söz ve günaha sokan bir laf isitmezler.

 

26. Duyduklari söz, yalniz "selam", "selam" dir.

 

27. Sagin adamlari, nedir o sagin adamlari!

 

28. Dalbasti kirazlar,

 

29. Meyva dizili muzlar,

 

30. Uzamis gölgeler,

 

31. Fiskiran sular.

 

32. Pek çok meyva arasinda,

 

33. Tükenmeyen ve yasaklanmayan

 

34. Ve yükseltilmis dösekler üstündedirler.

 

35. Biz kadinlari yeniden insa ettik (yarattik).

 

36. Onlari bâkireler yaptik.

 

37. Hep yasit sevgililer,

 

38. Sagin adamlari içindir.

 

39. Bir çogu öncekilerdendir.

 

40. Bir çogu da sonrakilerdendir.

 

41. Solun adamlari, nedir o solcular!

 

42. Içlerine isleyen bir ates ve kaynar su içinde,

 

43. Kapkara dumandan bir gölge altindadirlar.

 

44. Ki ne serindir, ne de faydali.

 

45. Çünkü onlar bundan önce varlik içinde sefâhete dalmislardi.

 

46. Büyük günahi islemekte israr ediyorlardi.

 

47. Ve diyorlardi ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yigini olduktan sonra, biz mi bir daha diriltilecegiz?"

 

48. "Önceki atalarimizda mi?"

 

49. De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"

 

50. "Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardir."

 

51. Sonra siz, ey sapik yalanlayicilar!

 

52. Elbette bir agaçtan, zakkum agacindan yiyeceksiniz.

 

53. Karinlarinizi hep onunla dolduracaksiniz.

 

54. Üstüne de kaynar su içeceksiniz.

 

55. Susuzluk illetine tutulmus develerin içisi gibi içeceksiniz.

 

56. Iste ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

 

57. Biz sizi yarattik; tasdik etmeniz gerekmez mi?

 

58. Attiginiz meniyi gördünüz mü?

 

59. Onu siz mi yaratiyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

 

60. Aranizda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.

 

61. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediginiz bir yaratilista tekrar var edelim diye (böyle yapiyoruz).

 

62. Andolsun, ilk yaratilisi bildiniz. Düsünüp ibret almaniz gerekmez mi?

 

63. Ektiginizi gördünüz mü?

 

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

 

65. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardik. Hayret eder dururdunuz.

 

66. "Dogrusu borç altina girdik."

 

67. "Dogrusu, biz yoksul birakildik" (derdiniz).

 

68. Içtiginiz suya baktiniz mi?

 

69. Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

 

70. Dileseydik onu tuzlu yapardik. O halde sükretseniz ya!

 

71. O çaktiginiz atesi gördünüz mü?

 

72. Onun agacini siz mi yarattiniz, yoksa yaratan biz miyiz?

 

73. Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptik.

 

74. Öyleyse büyük Rabbinin adini yücelt.

 

75. Hayir, yildizlarin yerlerine yemin ederim.

 

76. Bilirseniz bu büyük bir yemindir.

 

77. O, elbette serefli bir Kur'ân'dir.

 

78. Korunmus bir kitaptadir.

 

79. Ona temizlenenlerden baskasi el süremez.

 

80. (O), âlemlerin Rabbinden indirilmistir.

 

81. Simdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

 

82. Rizkinizi, yalanlamanizdan ibaret mi kiliyorsunuz?

 

83. Can bogaza dayandigi zaman

 

84. Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.

 

85. Biz ona sizden daha yakiniz, fakat siz görmezsiniz.

 

86. Eger cezalandirilmayacak iseniz,

 

87. Onu geri çevirsenize; sayet iddianizda dogru iseniz.

 

88. Fakat ölen kisiye gelince, eger o rahmete yaklastirilanlardan ise,

 

89. Ona rahatlik, güzel rizik ve Naîm cenneti vardir.

 

90. Eger O, sagin adamlarindan ise,

 

91. "(Ey sagci), sana sagcilardan selam!"

 

92. Ama yalanlayici sapiklardan ise;

 

93. Iste ona da kaynar sudan bir ziyafet vardir.

 

94. Ve cehenneme atilma vardir.

 

95. Kesin gerçek budur iste.

 

96-Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.

 
   
Reklam  
   
Bugün 1 ziyaretçi (24 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=